Doç. Dr. Yılmaz, yaptığı açıklamada, beyin anevrizmalarının, hayatı ciddi olarak tehdit eden, ölüm veya sakatlıklarla sonuçlanabilen beyin kanamalarına sebep olan beyin damarlarında genellikle baloncuk şeklindeki genişme olduğunu belirterek, beyin damarlarında oluşan bu keseciklerin çoğunlukla doğumsal malformasyon şeklinde geliştiğinin varsayıldığını, bununla birlikte çeşitli enfeksiyonlar ve travmalara bağlı olarak da meydana geldiğini söyledi.
Beyin anevrizmalarının, beyin ve sinir cerrahisi pratiğinde hem hasta, hem de hekim açısından tedavisi en zor hastalıkların başında geldiğini vurgulayan Doç. Dr. Yılmaz, anevrizmaya bağlı gelişen beyin kanamalarının tüm beyin kanamalarının yaklaşık yüzde 10’unu oluşturduğunu kaydetti. Doç. Dr. Yılmaz, "Beyin damarlarında bozulmaya sebep olan bazı genetik hastalıklar, hipertansiyon, sigara ve alkol kullanımı, bazı ilaçların kullanımı beyin kanamaları için risk faktörleri arasında sayılabilir. Bununla birlikte ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde de kanamanın sıklığında artışların olduğu bildirilmektedir" diye konuştu.
Anevrizmaya bağlı beyin kanaması geçiren hastaların yaklaşık yüzde 10’unun kanamanın olduğu anda kaybedildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Yılmaz, eğer gerekli müdahaleler zamanında yapılmaz ise hastaların yaklaşık yüzde 15’inin, ilk 24 saat içinde anevrizmanın tekrar kanaması sonucu kaybedildiğini belirtti.
"En yaygın belirtisi, başağrısıdır"
Anevrizmal beyin kanamasında hastaların başağrısından, komaya kadar farklı klinik belirtilerle genellikle acil polikliniğine müracaat ettiklerini söyleyen Doç. Dr. Yılmaz, şöyle devam etti:
"Anevrizmal beyin kanamasının en yaygın belirtisi, başağrısıdır. Genellikle şiddetli ve ani başlangıçlıdır. Beyin kanaması sonrası hastaların bilinçleri bozulmamışsa hekime müracaatlarında başağrısını; ‘hayatımda şuana kadar böyle bir başağrısı yaşamadım’ şeklinde ifade ederler. Anevrizma hastalarının bir kısmında ani şiddetli başağrısı ortaya çıkmadan yaklaşık 15-20 gün öncesinden başlayan ‘uyarıcı başağrısı’ diye ifade ettiğimiz başağrılarına sebep olabilir. Bu sebeple başağrısı önemsenmesi gereken bir şikayettir. Hastaların gözden kaçmaması için, polikliniğe başağrısı şikayetleri ile gelen her hasta titizlikle değerlendirilmesi gerekir."
Günümüzde anevrizma hastalarının tanı ve tedavisinin teknolojik ilerlemelere paralel olarak, anevrizma ve beyin kanaması hastalığınınciddiyetine rağmen düşük mortalite ve morbidite oranları ile yapılabildiğini ifade eden Doç. Dr. Yılmaz, beyin kanaması ve anevrizmanın, bilgisayarlı beyin tomografisi, beyin anjiyografisi, bilgisayarlı beyin anjiyografisi, MR anjiyografi ile kolaylıkla tespit edildiğini kaydetti.
Doç.Dr. Derviş Mansuri Yılmaz, anevrizma hastalarının tedavisinin, yoğun bakım ortamının olduğu kliniklerde, hastanın nörolojik durumu, anevrizma baloncuğunun lokalizasyonu ve şekli göz önünde bulundurularak öncelikle cerrahi olarak veya son yıllarda tedavide uygulamaya giren endovasküler tedavi yöntemleri uygulayarak tecrübeli nörovasküler beyin cerrahları ve girişimsel nöroradyologlar birlikteliğinde başarılı bir şekilde yapılabildiğini sözlerine ekledi. 


Kaynak: İHA