Dünya kamuoyu onları Felluce’de köprüye asılan 4 arkadaşlarının cesetleri sayesinde tanıdı. Kimi zaman yaptıkları şovlarla TV’lere yansıdılar, kimi zaman işkence görüntüleri ile gazete sayfalarında günlerce yer aldılar. Onlar “Asker A.Ş”nin çalışanları... Yıllık 200-300 bin dolara kadar para kazanabilen, ölümleri “iş kazası” olarak değerlendirilen profesyonel ordular, bir başka deyişle global gerillalar... Bu “gölge askerler” artık yeni dünya düzeninin değişmez parçaları. Sierre Leone’de hükümet deviren, Papua Yeni Gine’de isyancılarla hükümet arasında arabulucuk yapan, Kaddafi’nin sallanan koltuğunu korumak amacıyla Libya halkına kurşun sıkan bu kişilerin şimdiki iş yerleri ise yanı başımızdaki Irak ve Suriye... Bağlı bulunduğu devletin menfaatlerini koruma adına her türlü enerji yataklarını muhafaza için olmadık yöntemler deneyen, canlarını sıkanlara hayat hakkı tanımayan, sokaklarda atış talimi yapan bu insanlar, dünyanın yeni tartışma konusu. Türkiye’yi ilgilendiren yönü ise sınırlarımızı aşarak binlerce insanımızı şehit eden terör örgütünün kullandığı silahların tedarikçisi hatta gönüllüsü, Suriye’de ise Esad’ın katliamlarının ortağı oldukları yönündeki iddia. Faaliyetlerini 1947 Cenevre Sözleşmesine göre yürüten, ancak kanuni hiçbir sorumluluğu olmayan bu askeri şirketlerin çalışanları, dünyanın her yerinde aktif olarak faaliyette. Uçakları, gemileri, hatta kimyasal ve ağır silahları bile olan bu şirketler, dünyanın altını üstüne getiriyor.

BLACKWATER SURİYE’DE

Son olarak DAEŞ’in kalbi olarak bilinen Rakka’ya yönelik YPG operasyonunda görüntülenen ABD askerlerinin de özel askeri şirket olduğu ortaya çıktı. YPG arması ve üniformaları ile görüntülenen ABD’lilerin Suriye’de uzun müddettir faaliyette olduğu WikiLeaks dokümanlarıyla sızdırılmıştı. Felluce katliamıyla ve Irak’ta 17 sivilin katledilmesiyle ünlenen ve ABD tarafından ağır para cezalarına mahkûm edilen özel güvenlik şirketi Blackwater’ın Amerikan devletinin sözleşme yaptığı üç büyük şirketten biri olduğunu açıklayan WikiLeaks, bu ülkenin 2003 yılında Irak’ı işgali sonrasında şirketin paralı askerlerinin Suriyeli muhalifleri eğitmek üzere Irak’tan bölgeye geçtiğini belgeleriyle iddia etmişti.

İsmini “Irak’taki işkence görüntülerinin” ardından SCG International, daha sonra da Academi olarak değiştiren şirketin İcra Kurulu Başkanı James F.Smith, bir elektronik postasında, sözleşme yaptıkları Suriyeli muhaliflere eğitim, güvenlik ve istihbarat toplamada yardımcı olacaklarını belirtiyordu.
ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Peter Cook, Suriye’de bulunan Amerikan askerlerini YPG simgesi taşıyan üniformalarla gösteren fotoğraflarla ilgili olarak, “Geçmişte de ortaklarımızın simgelerini taşıdılar. Askerlerin DAEŞ’e karşı savaşan güçlere danışmanlık ve yardım görevi bulunuyor. Desteklerini, becerilerini ve kabiliyetlerini bu güçlerin etkinliğini geliştirmek için sunuyorlar. Askerlerimiz ön safta yer almıyor, bu savaşa öncülük etmiyor” dedi.

Wikileaks tarafından yayımlanan Stratfor yazışmalarında NATO askerlerinin rejime karşı faal bir şekilde sahada görev yaptığı açıklanmıştı. Stratfor’un analiz direktörü Reva Bhalla’nın gönderdiği e-postada ABD’li, İngiliz ve Fransız yetkililer ile yapılan toplantıda ABD’li görevlilerin hâlihazırda bölgede olduklarını ve keşif-eğitim hususlarına ağırlık verdikleri açıklanıyordu. Batılı kaynaklar, hava ve kara harekâtı için istihbari bilgi sağlamak üzere eski adı Blackwater olan Academi’den bir grup personelin ise Kobani’deki PYD saflarına katıldığını açıklamıştı. ABD, DAEŞ’in Irak ve Suriye işgaline başlaması üzerine, bu coğrafyada daha önce kullandığı Academi ya da Blackwater grubunu -gözle görülmese de- küçük gruplar halinde yerleştirmeye başladı. Irak’ta peşmergeye, Suriye’de de PYD’ye askeri eğitim ve teknik silah kullanımı hususlarında danışmanlık yapıldı. Ancak bunlardan en etkili olanı Pathfinder Group Terrorism & Conflict Research Center the Lions Of Rojava idi ki, şu anda PKK’nın Türkiye’de yaptığı eylemlerin altında da bu gibi grupların büyük desteğinin olduğu iddialar arasında.

SURİYE’YE GÖNDERDİLER

PKK’nın son dönemdeki eylem şekilleri ve Suriye’den sızan militanlarla birlikte yakalanan yabancı savaşçıların bu gruplarla bağlantılı olduğu tespit edilmiş durumda. Rusya’nın da özel askeri şirketler kullandığı daha önce ortaya çıkmıştı. Libya savaşında, Rus paralı askerlerinin Kaddafi’ye verdiği desteğin ayyuka çıkmasından sonra, Putin yönetimi bu defa da özel paralı askerleri Suriye’ye yönlendirdi. Rusya’nın Suriye’deki savaşı özelleştirme çabaları ise birbirleriyle bağlantılı iki şirket üzerinden gerçekleşiyor. Hong Kong şirketi Slav Corps Limited ve Moran Security Group ile anlaşan Rusya, bu şirketler üzerinden Suriye’ye 2013 yılı ilkbaharı itibariyle asker göndermeye başladı. Aralarında eski Rus subayları, çevik kuvvet polisleri, keskin nişancılar, havacılar ve askeri mühendislerden oluşan paralı askerlerin sayısı 2 bin civarında.

Aylık 5 bin dolar ücretle çalışan paralı askerlerden biri olan Alexei Malyuta’nın öldürüldüğü iddiası ile ortaya çıkan durum Ruslar tarafından yalanlandı. Fakat sonraki zamanlarda bulunan sözleşmeler ve paralı askerlere ait kimlik kartları, durumu gittikçe derinleştirdi. Hatta Alexei Malyuta askeri şirket yetkililerinin bulunduğu bir ortamda gazetecilerle görüştürüldü. Çantasının çalındığını dolayısıyla içinde kendisine ait kimliklerinde rejim karşıtlarının eline geçtiğini söyleyen Alexei Malyuta, Suriye’ye gittiğini doğruladı. Suriye’de petrol tesislerinin ve üslerin korunması için askeri eğitim veren uzmanlardan biri olduğunu öne sürdü.

Beyrut’a kadar uçakla oradan Lazkiye’deki askeri üsse ve Şam üzerinden sınır bölgelerine nakledilen 267 paralı askerden biri olan Alexei Malyuta’nın öldüğü bilgisi üzerine Rusya’da başlayan tepkiler sonrası Moran Security buradaki paralı askerlerini geri çekmek zorunda kaldı. Moran şirketi kapatıldı ve çok sayıda paralı asker Rusya’ya döndükten sonra tutuklandı. Rusya’nın iş birliği yaptığı Slav Corps Limited ise Irak, Afganistan, Doğu Afrika, Tacikistan, Kuzey Kafkasya ve Sırbistan’da tecrübe kazanmış askerlerle Suriye’deki operasyonlarını sürdürüyor. Buna operasyonlara başka bir grup olan Wagner adlı bin kişilik paralı askerler de destek veriyor.

İRAN 70 BİN Şİİ TOPLADI

İran ise paralı askerlerle Suriye savaşı ile birlikte tanıştı. Hem Suriye’deki Arap Baharının kendi ülkesine sıçramasından hem de bölgede oluşturmaya çalıştığı “Şii Hilali”nin sekteye uğramasından endişe eden İran; Pakistan, Yemen, Irak, Afganistan, Lübnan gibi ülkelerden para karşılığı asker toplamaya başladı. Şii Fatimiyun Tugayı olarak bilinen paralı askerlerin sayısı şu anda 70 bin civarında. İran’ın Irak’ta ise 30 bine yakın Hint Şii askeri bulunuyor. Lübnan Hizbullah’ı ise hem askeri hem de istihbari olarak Suriye’de beş yıldır aktif olarak faaliyette. İran’ın bölgede kullandığı askerler için ödediği günlük ücret 23-42 dolar aralığında değişiyor. Genel olarak paralı askerlerin aylığı asgari 700 dolar civarında.

ESKİ KGB’CİLER DE VAR

1990’larda altı milyondan fazla personel ordulardan ayrılmak durumunda kaldı. Ordu içindeki birçok üst düzey birlik, kendi yapısını korudu ve kendi özel şirketlerini kurdu. İşlerini kaybedenler yalnızca askerler değillerdi; eski KGB’nin yüzde 70’i yeni oluşan endüstri içinde yer aldı. Aynı zamanda makineli tüfekler, tanklar, jetler kısaca kitle silahları herkes tarafından maliyetin karşılanması durumunda ulaşılabilir hale geldi. Bu silahları elde eden gruplar, özellikle zayıf rejimlerin olduğu ülkelerde, kâr amaçlı ve savaşla ilgili konularda profesyonel hizmet sunan özel askeri şirketler haline dönüştü. Şimdilik 110 ülkede faaliyet gösteriyorlar. Dünyada bilinen 98 büyük özel askeri şirket bulunuyor ve bunların içinde bulunduğu yıllık 180 milyar dolarlık bir endüstriden söz ediliyor. Özel askeri şirketlerin kurulduğu ülkeler, genellikle Amerika, İngiltere ve Güney Afrika’da yer alıyor. Çalıştıkları yerlerin başında ise, Afrika, Güney Amerika ve Asya geliyor. Öyle ki İngiltere bile 1999’da Kosova’da önemli bir rol oynayan, uçak destek ve tank ulaşım birimi için özel şirketlerle anlaşmalar yaptı.  


Kaynak: İHA